Dansın Sultanları, nam-ı diğer "Sultans of the Dance" için bugüne kadar çok şey yazılıp çizildi. Bu denli yoğun bir ilgiyi haklı çıkartacak çok sayıda gerekçeye ulaşılabilir. Başlangıçta, İstanbul'da sadece üç kez sergilenip yurtdışına açılması planlanan gösterinin ana hedefi olarak belirlenen yurtdışı turnesi, gösterilen yoğun ilgi nedeniyle sonbahara ertelendi. Üç ayı aşkın bir süredir sergilenmeye devam eden ve ağustos ayının ikinci yarısından itibaren "Efsaneler doğdukları yerde canlanır" sloganıyla yurtiçi turnesine çıkan Sultans of the Dance, bugüne kadar 200 bin'den fazla izleyici ile buluştu ve Türkiye'de gerçek anlamda bir dans piyasasının oluşmasını sağladı. 

Fikir babalığını Mydonose Productions Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Çevikel ve Mustafa Erdoğan'ın yaptığı projede, balet, balerin ve çoğu amatör halk dansçılarından oluşan 90 kişilik bir dansçı kadrosu yer alıyor. Ağırlıklı olarak semah, Ege, Karadeniz ve Kürt halk danslarından seçilen 3 bini aşkın halk dansı figürü, özellikle baleden alınan kimi unsurlarla (yüksek ve virtüözik sıçrayışlar, kol ve bacakların simetrik olarak kullanılması, vb.) birleştirilerek stilize bir biçimde sergileniyor. Halk dansları gösterilerinde görmeye alışık olduğumuz simetri (sahne üzerinde çeşitli geometrik şekillerin çizilmesi) saplantısı burada da kendisini gösteriyor. Seyircide sempati duygusu oluşturmak için yüzde asılı kalan sırıtmalara ise sıkça başvuruluyor. Figürlerin senkronize ve hızlı bir şekilde icra edilmesi, abartılı kostüm, ışık ve dekor kullanımı ile birleşince ortaya görselliğe özel bir vurgunun yapıldığı bir gösteri (show terimini kullanmak daha yerinde olur) biçimi ortaya çıkıyor. Bu showa ilişkin değerlendirmelerde, performansın etkileyici bulunmasının arkasındaki en büyük nedenin görselliğe yapılan bu özel vurgu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Buraya kadar söylenenler, gösterinin pazarlanması aşamasında özellikle vurgulanan unsurlardan ve gösteriyi seyrettikten sonraki ilk izlenimlerden yola çıkılarak yapılabilecek görece yüzeysel değerlendirmelerdir. Sultans of the Dance'in derinlikli bir analizinin yapılabilmesi için, bu gösterinin ve gösteriyi mümkün kılan anlayışın, halk danslarının kendi tarihselliği içinde nasıl bir yer teşkil ettiğinin saptanması gerekmektedir. 

Cumhuriyet döneminde, özelde halk dansları, genelde kültürel alandaki politikalar, oluşturulan yeni devletin hedeflerine ulaşması için geliştirilen toplumsal projeden (Kemalist ulusal kalkınmacılık) bağımsız değildi. Geçmişle yeniden bir bağlantı kurmak ya da daha doğru bir deyişle, geçmişle yeni bir bağlantı "icat etmek" amacıyla halk dansları alanında çalışmalar yapılmaya başlandı. Bu proje çerçevesinde, folklor kurumları ve dernekler, milliyetçiliği pekiştirme misyonu ile hareket eden ideolojik aygıtlar olarak kuruldular. Bu projenin kültür alanındaki yansımasının bedeli ise çok ağır oldu: Geleneksel ve etnik kültürlerin yok sayılması ve Türkleştirilmesi. (Arzu Öztürkmen'in Folklor ve Milliyetçilik - İletişim Yayınları 1998, adlı çalışması bu konuda yapılmış ayrıntılı bir incelemedir.) Ne var ki, özellikle küreselleşme denilen süreçle birlikte, dünya kültüründe ulusların ayrımına dayalı gelişme çizgisinin iddiasını yitirmeye başlamasıyla bağlantılı olarak, folklor kurumlarının milliyetçiliği pekiştirme anlamındaki ideolojik işlevi zayıflamaya başladı. Bu gelişmenin bir gösteri sanatları formu olan halk dansları alanındaki geniş ölçekli yansımasını gözlemlemek içinse Sultans of the Dance'in ortaya çıkmasını beklememiz gerekti. 

Sultans of the Dance, halk dansları tarihinde yeni bir aşamayı oluşturuyor. Tanık olduğumuz durum, halk dansları adımlarının esas alındığı ve diğer dans formları ile beslendiği, görselliğe ağırlık veren "melez" bir biçimin ortaya çıkmasıdır. Bu yeni biçimin en belirgin özelliği, halk dansları tarihinde popülerleşme, metalaşma ve profesyonelleşmeyi aynı anda beraberinde getiriyor olmasıdır. Ulusalcı vurgunun hakim olmadığı söylenebilir ancak ulusalcı paradigmanın yerine konulan yeni çerçeve, medyanın ve Mydonose gibi güçlü sermaye gruplarının yaydığı ve sözcülüğünü yaptığı tekelci bir kültür tarafından şekillendirilmiştir. Mydonose Productions içinse temel motivasyonun, orta ve üst-orta sınıf tüketimine dönük, kolay pazarlanabilir bir mal yaratma anlayışı olduğunu söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Çünkü, bu gösterinin çok iyi bir gelir getirmesinin yanısıra, uluslararası/ulusaşırı kültür üreticilerinin kendi sanatlarını (ya da showlarını) "evrensel bir dil, hepimizi birleştiren bir köprü" olarak pazarlamalarına olanak tanıması muhtemeldir, özellikle yurtdışı turnesinden sonra. 

Sultans of the Dance Türkiye halk dansları tarihinde diğer sahne sanatlarından beslenerek oluşturulan yegane girişim değildir. Halk danslarını modern sahneleme anlayışıyla ele alan topluluklara daha önce de rastlanmıştı ve bugün de bu alanda nitelikli çalışmalar üretmek için uğraşan topluluklar mevcut. Ancak Sultans of the Dance'i bu girişimlerden farklı kılan en önemli unsur, çok güçlü bir sermaye ve medya desteğiyle, doğru zamanda doğru yerde pazarlanmış olmasıdır. 

Halk dansları alanında bundan sonraki gelişmelerin nasıl bir seyir izleyeceğini kestirmek güç. Ancak en azından üç eğilim birbiriyle mücadele içinde olacaktır. Bu eğilimleri güçlüden zayıfa doğru sıralayacak olursak: 

1) Eğer Mydonose bu alanda bir tekel oluşturmazsa, tüketici piyasasına endeksli yeni profesyonel dans topluluklarının ortaya çıkması beklenebilir. 

2) Halk danslarının "aslına uygun" bir şekilde icra edilmemesinden rahatsızlık duyanların başını çekeceği muhafazak‰r eğilimin canlanması söz konusu olabilir.

3) Ulusalcı paradigmanın belirlenimi altında olmayan; tarihsel ve gerçekçi bir bakış açısıyla halk dansları ile ilgili derleme, eğitim çalışmaları yapan; sahneleme aşamasında diğer sanatsal formların sunduğu olanaklardan da faydalanarak halk danslarını farklı sahneleme anlayışlarıyla ele alarak deneyselliği zorlayan; medyanın ve belli sermaye gruplarının yaydığı ve yalnızca pasif tüketimin kışkırtıldığı bir kültüre alternatif oluşturabilecek bir popülerlik arayışında olan toplulukların ortaya çıkması mümkün olabilir.

Bunlar dans çevrelerinde tartışılmaya devam edilirken, Sultans of the Dance de turnesini sürdürecek. Topluluk ekim ayının sonunda Anadolu turnesini tamamlayıp, kasım ayında "Sultanların Dansı-Anadolu Ateşi" sloganıyla Tel Aviv'de yapacağı gösteriyle dünya turnesine başlayacak.