Suriye’deki Kürtler: Demokratik Birlik Partisi (PYD) ‘Yeni sınırlar çizmek istemiyoruz’ dedi

Salih Müslim, Suriye Kürt Demokratik Birlik Partisi başkanı

Söyleşiyi yapan: Thomas Schmidinger

Çeviri: Hekîm Kılıç

29 Ocak 2014 – Links International Journal of Socialist Renewal -- Salih Müslim Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekitîya Demokrat, PYD) başkanlığını Asya Abdullah ile birlikte yürütüyor. PYD, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile kardeş bir parti, ortak ideolojik arka plana sahip ve lideri Abdullah Öcalan. Parti Suriye’deki Kürt bölgelerindeki hâkim güç ve 2012 yılında Kürtlerin çoğunlukta olduğu üç yerleşim bölgesinde denetimi ele geçirdi.

Avusturyalı siyaset bilimci Thomas Shcmidinger’ın yaptığı bu söyleşide, Salih Müslim Suriye’deki Kürt özerk bölgesinin mevcut durumu ve geleceğe yönelik projeleri hakkında konuştu.

Öncelikte, kısa bir zaman önce 17 yaşındaki oğlunuz Şervan’ın cihatçı gruplarla savaşırken öldürülmesinden dolayı duyduğum derin üzüntümü dile getirmek isterim. Başınız sağ olsun.

Teşekkürler. Eğer özgürlük için savaşıyorsak bir bedel ödememiz gerekir. Benim ödemem gereken bedel de buymuş.

Oğlunuz hangi siyasi proje uğruna hayatını kaybetti? Partiniz ne için savaşıyor?

Suriye’de, bir çeşit otonomi olan demokratik özerklik için mücadele veriyoruz. Demokratik haklar ve Kürtlerin anayasal olarak tanınmasını talep ediyoruz. Biz Suriye’den ayrılmak istemiyoruz ve bir Kürt ulus devleti de istemiyoruz. Biz ayrıca bu konsepti Demokratik Dönüşüm için Ulusal Koordinasyon’una (NBC)[1] da sunduk ve oradaki Arap partileri bu konuda bizimle mutabık kaldılar.         

Ama biliyorsunuz, henüz hiçbir şey oturmuş değil ve eğer otonomiden bahsediyorsak her ülke farklı şekillerde otonomlara ve federal sistemlere sahip. Bunlar Almanya’da, İsviçre’de ya da Birleşik Devletlerde farklı farklıdır. Değişik modeller var ve biz hangi modelin Suriye için en iyi olacağına bakacağız. Biz kendi kendimizi yönetmek istiyoruz. İsim önemli değil, ancak insan hakları ve demokrasiye göre olmalı bu. Ama bir konuda eminiz. Yeni sınırlar çizmek istemiyoruz. Ayrılıkçı değiliz. Kürdistan’ı Suriye’den ayırmayacağız.             

Detaylar müzakere edilebilir, öyle mi?

Diğer her şey müzakere edilebilir. Bir seneden fazladır özerkliği yürütüyoruz ve halen birçok zorlukla karşılaşıyoruz. Birçok farklı gücün baskısı altındayız. Bunun yanı sıra, şu da bir problem ki herkes ‘PYD bunu yapıyor, şunu yapıyor’ diyor, ama yönetimde tek başımıza değiliz.      

Bu problemler gayet anlaşılır, ancak şu ana kadar Kürt özerk bölgesinde demokratik olarak yasal hale gelmiş bir yapıdan söz edilemez. Yakın bir zamanda seçimler olacak mı?    

PYD özerklik için sadece bir teklif sunmuştur. Gerçekten de tek başımıza yönetmek istemiyoruz ve şu an kontrolümüzde olan bölgelerde seçimler için hazırlık yapıyoruz. Bizim isteğimiz, diğer partilerin de iştirak etmesi. Hatta her iki Kürt konseyi de, Kürt Ulusal Konseyi[2] ve Batı Kürdistan Halk Konseyi[3], bu konuda anlaştı. Seçimlere hazırlık için bir komite var ve bu komite seçim için üç kanton oluşturmaya karar verdi. Seçim yasası da yakında hazır olacak. Yani umuyoruz ki yakın bir zamanda oy kullanabileceğiz.     

Geçen aylarda partiniz ve diğer Kürt partileri arasında büyük ihtilaflar yaşandı, özellikle Azadî Partisi ve Irak Kürdistan’ında iktidarda olan parti ile kardeş parti olan Suriye Kürdistan Demokratik Partisi. Bu partiler de seçimlere katılım gösterecekler mi?

Bazı partiler bizimle işbirliği içindeler, ancak bu iki parti, Azadî Partisi ve Suriye’deki Kürdistan Demokratik Partisi ile böyle bir şey söz konusu değil. Seçimlere katılımları memnuniyet yaratır ama şu ana kadar böyle bir şey yapmayı reddettiler. Sürekli bize saldırdılar ve bizi eleştirdiler. ‘PYD milisleri bunu yaptılar, şunu yaptılar’ diyorlar, ancak şunu fark etmiyorlar ki bizim milis kuvvetlerimiz değil onlar. Kürt milis kuvvetleri onlar.

Ancak partinizin Asayiş’i, yani emniyet güçlerini ve Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) bir ordu olarak kurduğunu inkâr edemezsiniz.

Hayır, bunu inkâr etmiyorum. Elbette bizim partimiz Asayiş ve YPG’yi kurdu çünkü bunun bir ihtiyaç olduğunu fark ettik. Ancak bu, Asayiş ve YPG’nin partimize ait birlikler olduğu anlamına gelmiyor. Biz Kürtlerin tek bir silahlı gücünün olmasını istiyoruz ve partiye ait milis fikrini reddediyoruz.           

Partilerin kendilerine ait milis kuvvetlerinin olmaması fikrini anlıyorum. Ama Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) de bir gerilla gücü var.

Evet, ama biz PKK değiliz. Bu da PYD hakkındaki yanlış anlamalardan başka bir tanesi. Biz bağımsız bir partiyiz.   

Sizin PKK olmadığınızı biliyorum ama PKK ile kardeş bir partisiniz, aynı ideolojiyi ve aynı lideri, Abdullah Öcalan’ı takip ediyorsunuz.    

Evet, bize kardeş parti diyebilirsiniz ama Suriye içinde PKK yapılarında olmayan kendimize özgü yapılara sahibiz.   

Kasım ayında resmi olarak da Suriye’deki Kürtlerin özerkliğini ilan ettiniz. Rejim bunu nasıl karşıladı?

Rejim tarafından değişik tepkiler vardı. Ama izin verirseniz muhaliflere dair de bir şeyler söylemek istiyorum. Rejim ve birçok sözde muhalefet partisi bizleri ayrılıkçı olmakla suçladı. İki taraf da özerklik hakkımızı almamızı istemiyor. Dolayısıyla iki tarafa karşı da savaşmamız gerekiyor, hem rejime hem de silahlı muhaliflere.     

Siz Suriye’den ayrılmayı istemediğiniz sürece Şam’da egemen olan ile muhatap olmak zorunda olacaksınız, ya Esad ile ya da savaşı kazanmaları durumunda muhalefetten birileriyle. Onlarla nasıl bir etkileşimde bulunacaksınız?      

Başlangıçtan beri bizler seküler sol muhalefet ile işbirliği içindeydik. Demokratik Dönüşüm için Ulusal Koordinasyon’u (NBC) kurduk ve gerçekten de taleplerimizi kabul eden muhalif güçlerle işbirliği yapmak istedik; İslamcılarla ya da anti-demokratik güçlerle değil.    

Esad’ın iktidarda kaldığını düşünebiliyor musunuz? Son askeri başarıları ve Batı’daki son görüşler ile birlikte, bu bir sorun olabilir.      

Biz her zaman Esad’ın gitmesi gerektiğini söyledik. Halen görüşümüz bu yöndedir. Biz müzakere edilmiş bir barış istiyoruz, ancak Esad’ın iktidarda kalacağını düşünemiyoruz. Gerçekten de rejimin sonlanmasına ve yeni bir demokratik başlangıca ihtiyacımız var. Ancak bu sadece Esad’ın şahsıyla alakalı bir sorun değil. Şahıs değil, rejimin kendisi asıl sorun. Şuan birçok Alevi şayet Esad giderse kendilerinin intikam kurbanları olabileceklerinden korkuyor. Dolayısıyla çok daha büyük bir problem var şu an. Yani bizim katliamları durdurma ve sistemi değiştirme konusunda müzakere etmemiz gerekiyor.          

Bölgesel özerklik fikri Suriye’deki diğer azınlıklar için de bir model olabilir mi, örneğin Aleviler için?

Alevilerin farklı bir durumu var çünkü etnik değil dinsel bir topluluklar. Ama özerklik modeli tüm Ortadoğu için bir model olabilir. Özerk yerinden yönetim hepimiz için bir model olabilir.       

Suriye’nin farklı yerlerinden 500,000 civarı yerinden edilmiş insan şu anda Rojava’da (Suriye Kürdistanı). Geçen kış Rojava’yı ziyaret ettiğimde bu insanların durumu içler acısıydı zira uluslararası STK’lardan herhangi bir yardım alamıyorlardı. Şu an iç savaştan ötürü yerleşimleri yerle bir edilmiş bu insanların durumları nasıl?

En azından mazot sıkıntısı çözüldü. İnsanlar mazotla ısınıyorlar, ama geçen kış bu imkân yoktu. Fakat gıda ve diğer mühim erzaklar konusunda durum halen oldukça sorunlu. Bölgemizde yaşayan insanlar zaten güç durumda, mülteciler açısından durum çok daha vahim. Halen uluslararası bir yardım söz konusu değil. Büyük STK’lar buraya hiç gelmediler, Uluslararası Kızıl Haç ise Suriye Kızılay’ı ile işbirliği içinde. Fakat Suriye Kızılay’ı da bir Arap kuruluşu ve rejimle birlikte çalışmakta, bizimle değil. Bildiğiniz üzere rejim tamamen Rojava’dan çekilmiş değil. Halen Kamışlı havaalanını kontrolünde tutuyor. Eğer Suriye Kızılay’ının sunacağı herhangi bir şey olursa, onlar rejimin makamlarıyla birlikte çalışıyorlar, bizlerle değil.

Rejimin elinde sadece Kamışlı havaalanı yok. Geçtiğimiz birkaç ay içinde rejim, Rojava özerk yönetiminin başkentinde mevcudiyetini mutlak surette güçlendirdi. 14 Kasım’da Esad’ın Baas Partisi destekçileri Kamışlı’da eylem düzenleyerek, “Canımızla, kanımızla sana fedayız, ey Beşar” sloganlarını atabildiler. Rejimin güvenlik güçleri geri döndüler. Kasım ayında Kürt şarkıcı Şerif Omerî’yi tutukladılar. 18 Aralık’ta beş kişi ve bir taksici Kamışlı’da tutuklandı ve 26 Aralık’ta da bağımsız Kürt Gençliği Hareketi’nden (TCK) iki aktivist tutuklandı. Rojava’yı kim kontrol ediyor, Kürtler mi rejim mi?

Dediğim gibi, rejim hiç bir zaman ortadan kaybolmadı. Kamışlı’daki durum oldukça karışık. Sadece havaalanı rejimin elinde değil, aynı zamanda şehrin bazı Arap bölgeleri de onların elinde. Kamışlı’da 35.000 üyesiyle halen rejimi destekleyen Tay adında bir Arap aşireti var. Hepsi halen rejimi destekliyor ve şehrin onlara ait bölgelerinde rejim halen varlığını sürdürüyor.

Temel amacımız etnik bir çatışmanın önüne geçmek. Biz halkların kardeşliğine inanıyoruz ve Kürtlerle Araplar arasında bir savaş istemiyoruz. Ve Tay aşiretiyle savaşmak istemediğimizden dolayı Kamışlı’daki durum çetrefilli bir vaziyete. Serê Kaniyê’deki gibi şehrin içinde bir çatışma durumuna meydan vermemek gerekiyor. Bunun önüne geçmek için de Arap aşiretleriyle bir arada yaşama modelini bulmamız gerekiyor.

Al-Hasaka’daki durum daha da zorlu. Kürt mahalleleri bizim kontrolümüz altında, Arap mahallesinin bir bölümü rejimin kontrolünde, diğer bölümü İslamcı muhaliflerin. Böyle bir vaziyette sadece şehirlerin içinde çatışmalara mani olmaya çalışabiliyoruz.         

Kamışlı’da ve Suriye Kürdistan’ı doğrusundaki çoğu şehirde birçok Hıristiyan Süryani-Arami ve Ermeniler da mevcut. Onların mahalleleri kimin denetiminde?

Hıristiyanlar bizim tarafımızdalar. Mahalleleri bizim birliklerimiz tarafından kontrol ediliyor ve savunuluyor. Bizimle birlikte savaşan Hıristiyanlar da var. Rojava’da Müslüman Kürtler ve Hıristiyanlar arasında herhangi bir çatışma söz konusu değil.       

Bağımsız bir Kürt bölgesini destekleyen Hıristiyanlar ve Êzidîler cihatçı baskılardan korkuyorlar. İslamcılardansa Kürtlerin denetiminde yaşamayı tercih ediyorlar. Diğer Kürt partilerinin durumu nedir? Geçtiğimiz birkaç ay içinde diğer bazı Kürt grupları PYD’yi otoriter bir rejim kurmak ve Esad’la işbirliği içinde olmakla eleştirdi.    

Türkiye’den ve İslamcı gruplardan işittiklerimizle aynı suçlamalar bunlar. Şunu vurgulamak isterim ki, Asayiş ve YPG partimizin değil, Kürt özerk yapısının askeri güçleridir. Düşmanlarımız birileri tutuklandığında sanki partimizin suçuymuş gibi sürekli hikâyeler uyduruyorlar. Ancak tam da bundan dolayı Kürt özerk yapısına ait polis gücü olarak Asayiş ve bağımsız mahkemelerimiz var. Ne zamanki bazı suçlular tutuklanırsa sürekli PYD’yi adam kaçırmayla suçluyorlar. Bu tarz birçok hikâye Türkiye ya da Mesut Barzani[4] ile işbirliği içindeki Kürt partileri tarafından uyduruldu.                  

Bu partilerin bir çoğu artık PYD karşıtı gösteri yapmaya cesaret edemediklerini söylüyorlar.

Şayet barışçıl eylemler yaparlar ve öncesinde Asayiş’e nerede gösteri yapmak istedikleri bilgisini verirlerse, emin olun ki mutlak surette barışçıl eylemler yapma hakları vardır.    

Notlar:

[1] Pragmatik sol görüşlü muhalefet grupları, PYD, 12 küçük (çoğunlukla Arap) sol görüşlü Suriye siyasi parti ve bağımsız siyasi aktivistlerden oluşan bir ittifak. Demokratik Dönüşüm için Ulusal Koordinasyon (NBC), Beşar Esad’ın iktidardaki rejimiyle müzakere etme tutumuna sahip, bu yüzden de Suriye’deki diğer muhalefet kesimi tarafından ciddi bir şekilde eleştiriliyor. Özellikle, İslamcı muhalefet NBC’yi rejimin bir “cephe örgütü” olmasıyla suçluyor. Özgür Suriye Ordusu dışında kalan Suriye Ulusal Konseyi ve çeşitli İslamcı örgütler ve NBC rejime karşı silahlı mücadeleye karşılar ve rejime karşı şiddet dışı bir direnişten yanalar. Aynı zamanda rejime karşı herhangi bir uluslararası askeri müdahaleye de şiddetle karşılar.  

[2] Suriye’deki PYD dışı birçok Kürt partisinden oluşan bir ittifak. Bazıları Irak’taki Kürt partilerle yakın ilişki içindeler.

[3] PYD’nin özerklik yapıları.

[4] Irak Kürdistan bölgesi başkanı.