Ömer F. Kurhan, 27 Mart’ta Alternatif Siyaset sitesinde yayımlanan “Erdoğan’ın Fiili Başkanlığı ve Muhalefet” başlıklı yazısında[i], Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte Türkiye’nin “başkanlık vesayetine dayalı bir ara rejime geçtiği” tespitini yapmıştı. Bu tespiti yaparken, başta HDP olmak üzere toplumsal muhalefet güçlerinin bu “ara rejimi” Erdoğan’ın kişiliğiyle özdeşleştirme eğiliminde olduğuna da öne sürmüştü. Ömer F. Kurhan’a göre bu eğilim, Erdoğan’ın üzerinde yükseldiği ittifaklar ve toplumsal destek mekanizmalarının yeterince tahlil edilmemesinden kaynaklanıyordu. Başkanlık vesayetinin ayaklarını şöyle sıralıyordu: Askerlerle ittifak, bir kitle partisi olan AKP’ye ve geniş bir seçmen kitlesine dayanması, devlet bürokrasisinde kazanılan mevzileler ve ekonomik rant dağıtımını düzenleyen klientalist şebekeler.

***

AKP’nin hegemonik iktidarını büyük ölçüde rant dağıtımını düzenleme gücüne dayandırdığı çokça yazıldı, çizildi. Erdoğan’ın şahsında cisimleşen fiili başkanlığa dayalı vesayet rejimi de aynı klientalist ilişkiler ağına dayanıyor. Özellikle inşaat sektöründe öne çıkan, fakat gerçekte daha yaygın olan klientalist şebekeler, devlet ihalelerinden nasiplendirilen yeni yetme bir şirketler kesiminden kentsel dönüşüm yapılan bir semtteki küçük müteahhitlere, mahalle muhtarlarına ve yerel AKP örgütündeki çalışanlara kadar büyüklü küçüklü bir dizi aktörü kapsıyor –tabii bu aktörlerin AKP’ye biat etmesi koşuluyla.

Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2014 yılı büyüme verileri, 2012’den bu yana ekonomide süregiden durgunlaşmanın derinleştiğini, hatta 2015’te pratikte küçülme anlamına gelebilecek yeni bir döneme girmekte olduğumuzu ortaya koydu. Ekonomik durgunluk, tabana doğru yayılan rant dağıtım mekanizmalarının tökezlemesi, iktidar ilişkilerini eskisi gibi yeniden üretememesi ve nihayetinde ranta çeşitli düzeyler ve oranlarda el koyan geniş toplumsal grupların yerlerini tepedeki daha dar bir seçkinler grubuna bırakması anlamına gelir.

Elbette ekonomideki gelişmeler –şiddetli bir kriz olmadıkça– vesayetçi rejimin politik ve toplumsal dayanaklarını bir anda ortadan kaldırmaz ve kısa vadede bir çözülmeye yol açmaz. Fakat orta vadede bu dayanakları güçlü biçimde aşındırır. Türkiye’de ekonomik dinamiklerin zamansallığı orta vadedir. Buna karşın –iktidar son yıllardaki ekonomik durgunluğu gelip geçici faktörlere bağlasa da– 2012’den beri zaten bu orta vadeli sürece girildiğini ve 2014’te durgunluğun artık geri dönüşü pek mümkün olmayan bir aşamaya geldiğini gözlemliyoruz.  

2014 BÜYÜME VERİLERİ BİZE NE SÖYÜYOR?

TÜİK, Türkiye ekonomisinin geçen yıl sadece 2,9 büyüdüğünü açıkladı. Verilerin ayrıntılı analizine geçmeden önce, bahsettiğim orta vadeli trendi ortaya koyan aşağıdaki verilere bakalım.

YAZININ DEVAMINI VE TABLOLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

[i] Bkz: http://alternatifsiyaset.net/2015/03/27/omer-faruk-kurhan-erdoganin-fiili-baskanligi-ve-muhalefet